Şair'ül İslam Yunus Kokan Sözleri 4

1119) Ey nefsim! Âyâ zanneder misin ki o eller ve gözler, kulaklar ve ayaklar senindir? Madem senin değildir, o hâlde onları sahibinin emrettiği yerde kullan; zira nefis yolunda kullanman emanete hıyanettir.

1120) Pek çok insan şair olmak ister; lakin pek az insan bunu başarır. Zira edip olmak bedel ister.

1121) Her varlık kendine has sanat ve hikmet lisanıyla Allah’ı anlatır ve tanıtır.

1122) Allah dostlarında kusur arayanlar hiç ummadıkları yerden mihnete girer. Ve dahi Allah dostlarına muhabbet edenler hiç ummadıkları yerden nimete erer.

1123) Kardeşlerim! Kim söylerse söylesin, hakkı kabul ediniz! Zira kimden gelse kime karşı da olsa hak haktır. Kimden gelse kime karşı da olsa batıl batıldır, zulüm zulümdür.

1124) Maksadımız halkın değil, Hâlık’ın rızasıdır; fâninin değil, Baki’nin muhabbetidir.

1125) Namazı küçük görenin büyük ameli yoktur.

1126) Allah bir kulunun kalbini İslâm’a açtı mı ona ilim öğrenmeyi kolaylaştırır.

1127) Rüya yorumu şiir yorumundan zor olmadığı gibi, âyet yorumundan da kolay değildir.

1128) Allah’tan layıkıyla korkan bir mümin O’ndan gayrı hiçbir şeyden korkmaz. Allah’tan gerçek anlamda korkmayan kimselerse her şeyden korkmaya her hadisenin karşısında titremeye mecbur ve mahkûmdur.

1129) Saadet her istediğine sahip olmak değil, var olanı anlamlandırabilmek ve her şeyi pozitif algılayabilmektir.

1130) Dava adamlarının, çekilen acının hangi dava uğruna olduğunu bilmesi ve idrak edebilmesi o acıyı bertaraf eder.

1131) Aklını kullanabilecek kadar cesursan, tarihte iz bırakmaya adaysın demektir.

1132) İşi ehline veriniz, adalete eriniz. Haklıya hakkını hak ölçüde veriniz, adalete eriniz. Din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep, meşrep ayrımı yapmayınız, adalete eriniz.

1133) Kul olmak hatasız olmak değil, hatada ısrar etmemektir.

1134) Keşke bir kuş gibi zâkir, şâkir ve mütevekkil olabilseydim.

1135) Gerçek şair konulduğu her kalıbı infilak ettirir. Zira bize göre hakiki şair, kendi sahasında müceddid demektir.

1136) Şairler dörde ayrılır: Hakperestler, şekilperestler, kuralperestler ve lafızperestler.

1137) Derinliğini bilmediğiniz sulara balıklama atlamayınız.

1138) Kilitli kalbi zikir ve dua anahtarı açar.

1139) Şu aşk meşrebimizde maksadımız ve muradımız zarf değil, mazruftur. Mektup zarfa konulur; lakin zarf için yazılmaz.

1140) Allah’a malum nazarıyla bakmak O’nu inkâr olduğu gibi, Kur’an’a dahi malum nazarıyla bakmak Kur’an’ı inkârdan farksızdır.

1141) Bir insanın Allah katındaki derecesini anlamak istiyorsanız ehl-i takvanın kalplerindeki derecesine bakınız.

1142) Yalnız hıfzeden değil, aynı zamanda hazmeden bir nesildir nesl-i Kur’an.

1143) Dediler: “Her ne dua etsek bir türlü kabul olmuyor.” Dedim: “Dilinizle değil, amelinizle ve kalbinizle dua ediniz. Hem öncelikle dualarınıza kabulüne mâni olan tüm günahlarınızdan tövbe istiğfar ile kurtulunuz. Ve dahi makbul bir dua olunuz.”

1144) Yeryüzünde ilahi aşkı hâkim kılmak için kudsi bir seferdeyiz. Gönül dünyasının her bir ülkesini şehir şehir fethedeceğiz.

1145) İsraf kayığına binen, iflas denizinde batmaya mahkûmdur.

1146) Her hakikat mesleği, bir tarikat meşrebine gebedir. Tarikat güzeldir; fakat hakikatten kopmamak gerektir.

1147) Yazdıklarıyla gündem oluşturamayacağını bilen şair ve yazarlar, medyadaki gündeme ilişkin şiir ve yazı yazarlar.

1148) Samimiyetle kurulan hayaller önce emel olur, sonra amel ve nihayetinde olur reel ve gerçek bir rol model.

1149) Sadakat ve zincirle bağlanmak odur ki bağlandığın zat seni kovsa da ona küsmeyeceksin. Ne yaptım da kovuldum deyip sadakatini tazeleyeceksin. İnandığın değerler uğrunda çile çekecek ve gözyaşı dökeceksin.

1150) Hedef tarikatlar ise, biliniz ki: Maksat sünneti ortadan kaldırmak, Kur’an’ı kendi heva ve hevesine göre yorumlayabilmektir.

1151)Kitap okuyup da umum kitapların sultanı hükmünde olan Kur’an-ı Azimüşşan’ı okumayanların sair kitap okumayanlara karşı hiçbir fazileti yoktur.

1152) İslâmiyet ne radikalizmdir ne de pasifizm. İslâmiyet hikmettir, istikamettir, adalettir.

1153) En büyük sürünün en muhteşem ferdi olmaktansa, en küçük sürüye çoban olmayı yeğleriz.

1154)Kıymeti bilinmeyen her şey kaybedilmeye mahkûmdur. Ve dahi nimetin farkında olmak ve kıymetini bilmek bir nevi şükürdür.

1155)Umumun hukukuna taalluk eden bir konuda istişaresiz hareket edenin burnu yerde sürünsün.

1156) Ey ehl-i hak ve hakikat! Biliniz ki: Hak ve batıl mücadelesinde en çok hüsrana uğrayanlar siperini terk ederek sırat-ı müstakimden udûl edenlerdir.

1157) Bazı insanlar ateş gibidir. Ne nefsini bilir ne de haddini. Nefsini ve haddini bilmeyen hiç bilir mi Rabbini?

1158) Bir dilin gerçek üstadları o dilin şairleridir.

1159) Şol yolumuz araç değil, amaçtır. Hem şu ekolümüz dahi süfli bir heves değil, ulvi bir hedeftir. Hakk’a giden tarik-i hikmettir.

1160) Bin defa okusan da bir daha oku!

1161) İman binasının temeli tevhiddir. Temeli sağlam olmayan bina yıkılmaya namzettir.

1162) Ulvi bir gayesi olmayan insan durgun suya benzer.

1163) İnsan fikirle meşgul oldukça büyür, hadiseler ve insanlarla meşgul oldukça küçülür.

1164) Müslümanım diyen kimselerin ahirete inanmamış gibi hayat sürmelerini aklım almıyor, kalbim kaldırmıyor.

1165) Tabip hastaya bazen tatlı, bazen acı ilaç içirir. Lakin gayesi her zaman birdir, tedavi etmektir.

1166) Allah’ın en sade ve en samimi kulları enbiya ve evliyadır.

1167) Devlet idaresini üstlenmek mangal gibi, özgün bir yazar olmak dağlar gibi yürek ister.

1168) İslâm fıtrat dinidir ve fıtri bir dindir. Fıtrat da İslâm da fıtri olmayanı reddeder.

1169) İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmeyeceği gibi, insanlardan özür dilemeyen dahi Allah’tan af dilemez.

1170) Karanlık ve kalabalık kabadayıları mahlukatın en korkağıdır.

1171) Dediler: Himmet nedir? Dedim: Kalbi, hâli, safi, halis bir dua ve niyazdır.

1172) Merkebi hangi koltuğa oturtursan oturt merkep yine merkeptir. Merkebe hangi kitabı yüklersen yükle merkep yine merkeptir.

1173) Mümin bukalemun misillü her bulunduğu ortamın rengini alan değil, belki her girdiği ortama kendi rengini veren insandır.

1174) Ekinler iki türlü kurur: Biri susuzluktan, diğeri aşırı sudan. Ve dahi insan haktan iki türlü udûl eder: Biri tefritten diğeri ifrattan.

1175) Tecrübe iki türlü kazanılır: Biri doğrulardan, diğeri hatalardan. Hata yoluyla kazanılan tecrübeler daha kalıcı ve daha sağlamdır.

1176) Kur’an ve sünnet merkezli tarikatlar imanın ve ehl-i sünnet itikadının muhafazası için ehl-i bid’anın saldırılarına karşı sarsılmaz barikatlardır.

1177) İnsan çalışarak dinlenir, dinlenerek yorulur. Pazartesi sendromu dediğiniz olay bundan ibarettir.

1178) İnsanların Allah ile olan irtibatlarındaki samimiyeti anlamak isterseniz kullar ile olan münasebetlerine bakınız.

1179) Cenab-ı Hakk toprak altına giren her tohumu dirilttiği gibi tevazu toprağına girip aşk gözyaşlarıyla sulanan her kalbi dahi velayetle diriltir.

1180) Tevekkül vazifeni yapıp vazife-i ilahiyeye karışmamak ve O’na güven duymaktır.

1181) Allah dostlarında kusur arayanlar kendi kusurlarında boğulmaya, rezil ve zelil olmaya mahkûmdurlar.

1182) İnsanların kalitesi imtihan yaşadıkça ortaya çıkar.

1183) Kerametin en büyüğü kerametini bilmemek ve bildirmemektir, hem görmemek ve göstermemektir.

1184) İstişare ehil olanla yapılır. İlim ehl-i ilimle, sanat ehl-i sanatla, ticaret ehl-i ticaretle istişare edilir.

1185) Yeryüzünde nice meşhur vardır ki gökyüzünde hiçbir değeri yoktur. Yeryüzünde nice meçhul vardır ki gökyüzünde pek meşhurdur.

1186) Önce samimiyet sonra gayret.

1187) Gösteriş kişiliği oturmamış, karaktersiz kimselerin işidir. Samimi kullar her zaman sadedir ve Rabbi iledir.

1188) Riya insanı şirke, şirk ise cehenneme götürür.

1189) İnsanlara köle olmak istemiyorsanız kimseye sırrınızı vermeyiniz.

1190) İslâmiyet doğruluk ve samimiyetten ibarettir.

1191) Yâ Rab bize faydalı yağmur gönder, bize yağmurla fayda gönder. Yâ Rab zararlı yağmurdan, yağmurla gelen zarardan Sana sığınırız.

1192) Herkes hak ettiği yere varacak! Lakin samimiyet gerek, gayret gerek, sadakat ve sebat gerek.

1193) Elbet bir gün öleceğiz, Rabbimize döneceğiz. Mühim olan O’na güzel amellerle dönebilmek. İşte o zaman Sevgili’yi göreceğiz.

1194) Hakkı aramaksızın ve araştırmaksızın çoğunluğa uyanlar iradesi yok olanlardır.

1195) Dünya araç, rıza amaç. Araç değişse de amaç değişmez. Araç yok olsa da amaç baki kalır.

1196) Cimriliğin en tehlikelisi ilmi olanıdır. İlmi eserler yazınız, ilmi yayınız, kendinizle birlikte kabre götürmeyiniz.

1197) Ey nefis! Unutma! Sen dürüst ve iyi kalpli biri olduktan sonra Allah’ın lütfuyla her zaman birileri yardımında olacaktır, etrafın meleklerle dolacaktır.

1198) Gördüm ki cennete giden yollar dikenlerle, cehenneme giden yollar güllerle kaplı. İnsan yola değil, menzile odaklanmalı. Fani güllere bağlanıp da baki olanlardan mahrum olmamalı.

1199) Kardeşlerim! Biz devlet idarecilerimizin istikamet ve selameti için ancak dua ederiz. Onlar gaza, biz dua eriyiz.

1200) Adalet din, dil, ırk, mezhep ve meşrep ayrımı yapmaksızın haklıya hakkını hak ettiği ölçüde vermektir.

1201) Âlem-i İslâm’ın aklı ve komutanı Türkiye’dir. Er geç akıl latifeleri hikmete sevk edecek ve dahi komutan birliğine kumandanlık edecektir.

1202) Allah rızka kefildir; lakin rızasını kazanacağımıza değil. Kefil olunmayanı terk edip kefil olunanı dert etmek kâr-ı akıl mıdır?

1203) İlhamın kaynağı kesbî ilim değil, vehbî ilimdir. Ve dahi ulvi bir niyettir, samimiyettir, gayrettir, sadakat ve sebattır.

1204) İnsan kendisiyle barıştı mı etrafında kavga edecek birini bulamaz. İnsan kendisiyle kavgalı oldu mu etrafında dost bulamaz.

1205) İhlâsta ifrat ihlâssızlıktır. Ve dahi halkın seni ihlâssızlıkla suçlayacağından korkarak hayırlı bir ameli yapmaktan vazgeçmek ihlâssızlığın ta kendisidir.

Şair'ül İslam Yunus Kokan

Yorumlar 0
Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Giriş Yapınız