Tını'sızım


şimdi gecenin ayazında
kanatlarından yalın kat hüzün dökülen
bir kuş ürküşünü koyduğumda yuvasına
düğümleniyor dilim..

hiç hissettiniz mi tonlaması nasıldır merhametin?





hatırlarım
fesleğen kokuşlu uykularımın zindanında
göğsünün üzerinde kimliği belirsiz bir lahit
ağıt yakardı
düşerken ölen her göz gözyaşıma
ıssız gecede tek başına kalan
ay buna şahit


ey benim lirik kanamalardan doğmuş
sadık gölgem
öksüz sıfatım
kamburu çıkmış sessizliğin
genzime mıhlanmış hali
en süslü yakarışlarımdan kalan
soy(u)lu yaralarım
asil sızılarım ve
diri diri üzerime giyindiğim
yetimliğim!.

kim bilebilirdi
kendine yorgun saatlerin elinde
bir bez bebek
kahır ninnisinde tüm gece
matemle demlenecek
isimsiz çağrılarım
ağrılarıma karışıp
en tenha yanlarımda
kuytularımın sancısını çoğalttıkça çoğaltacak.
yaşmağını açtığımda her baharın
üzerime eğildiğinde dökümlü yaprak
ne zaman gölgesi altına alsa
ebruli çiçeklerimi
kim bilebilirdi
arkasından kıyametler kopacak

yanı başımda dururdu sabahın mor gözleri
pas tutmuş ağıtlarım
yeniden bileylenirdi
elimde kangren olmuş elma şekerim
kim bilebilirdi
dudaklarımın dar ağacına
ölü sevinçlerim asılacak

kim bilebilirdi..

içim bir ateş topu
küllerimi süpürecek
bu gece rüzgar

-ben üşümüyorum ki
üşüyor kuşlar-...


EbRu Asya //

Yorumlar 0
Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Giriş Yapınız