Süleyman

-//





her mısram aşıktır onun her mısrasına...


duydun mu sen Süleyman!
her yağmurda ölürmüş nedense tüm şairler







ne ben ölürdüm
ne de kopardı fikrimdeki salıncaklar
mor dağlara sürek avı gibi koşarken
sır uykulu intiharlara
bir k’ağıt sessizliğine karaladım içimi Süleyman
kuru bir dalın çıtırtısına çivileme sapladım kaderimin alnını
bir yamaç rüzgâr soluyorken durdum nefessiz kalasıya
bir ovada yankı bulurken destan düşündüm ince hastalık ağrısıyla
rüyalarımı bölerken inci dişli bir küheylan
lades tutmuştuk acıkmışlığımla
azıksızlığlığımı emzirirken ıssızlığı oynuyordu ateş bakışlı isyan








bir kaç adım ötemde ağlardı
bakışlarım Süleyman
cümle olmayan, cümle gibi hisseden söylemler bir yağmuru ıslatırdı gözlerim
yanardı her damlası mor salkımlar üstüne
ömrüme çizgi ç’eken çöl uykulu toprak bayrama uyanırdı
bazen bir dağ omuzlardım
bazen bir yeşil vadi
muhacir bir gülümsemeyle güneşe sarılırdım Süleyman!












avuçlarımda kanayan hüzzam bir şarkı sesi
göğsümün ortasında açan kardelenlere akan ayaz renkli her yağmur
kocaman cümlelerde yitti o mahzun hatırlar
tozlu bir bulut oldu sanki aşka çıkan tüm yollar
beni ruhumdan öte buhur bir yere yolladılar









kader deyip sustukça ayrılık başa bela
yabanıl bir ülke sanki içimde mıhlı sevda
bir ömrün uykusu saydım küçük kıvılcımları
sarı ırmaklar gibi maviliklere aktım Süleyman!
sevgi nasıl bir şey söyle Süleyman!
taşa bile hükm eder
odamda küçülen nefes dingin yâr ferahlığı
yürekten bir sevda sözüyle tüm kederlerim biter







şimdi sence Süleyman ağlar mı tüm serçeler
kahinler sofrasında bir azık niyetiyle
beyitler gül kokulu
beyitler hasret kokar
tekir bir dağ rüyası
olur mu ki benimle
söyle Süleyman söyle o mahur bakışlıya söyle!
yüreğimi ikiye böldüm söyle!
bir yanım selamıyla gülümserken bu halde
diğer bir yanım yanıyor hasretiyle git söyle!
bir kağıdın üstüne kazıdım tüm yeminimi
bu can bu tende varken
o bildim vatanımı..



-n u r e t t i n ÖNDER

Yorumlar 0
Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Giriş Yapınız