Smyrna







-I-

göz kapaklarından öpüyorum yokluğun
sesime kalkan ettiğim dilimin kılıç keskinliğiyle
batıl bir düşünceyi yük ediyorum beynime
diri bir ten gibi mavilikler içinde son bahar
oysa sarılar giyinirken hep
bu nasıl kader
bu nasıl ateş yüklü keder..





-Z-

sessiz bir kent parmak kaldırıyor
yıkıntılar arasında üç yaşın ağlamasında
balçık yüklü bir kamyon geçiyor ufukta
meydanda taş yüklü bir ölüm
alaturka bir sessizlik çöküyor yosun duvarlara
uyuyor bütün şarkılar
hıçkırıklar büyüyor


-M-

bayat bir ekmekte sönüyor açlık
ışıksız beton soğuk ninniler büyütüyor anneler
köşe başlarında yürekler toplanıyor
antik takvimler çekiyor balıkçılar imbat eşliğinde
gökten beyaz kelebekler yağıyor
derin bir sorgu sual
“ hangi ayrılığın hattını çizdiler avuçlarımıza..”



-I-


upuzun cümleler kuruluyor, noktasız ve virgülsüz
kanıksanmış bir düş vuruluyor sismik sarsıntıda
bir karıncayı tutup atıyor bir aşağılık beyin
gözlerimi gömüyor toprağa kimsesizlik
siyahlıyorum bütün acılarımı
baş parmağımı tutuyor sarı saçlı bir kız çocuğu
bu ne elemdir
anne sessizliğinde hayat
doksan bir gün


-R-



orda
kuş gönül uçurumunda
talihe kanat kırıyor beyaz güvercin
ağzı kelebek intiharı bir söylem
bir sabi ağlıyor babasına
“ gitme baba, gidersen giydir beni yüreğine..”
birbirine teğet geçen yağmur damlaları üşüyor
toz bulanığı yanık kirpiklerde...



şimdi yüreğim ve ben
keder parkında hüzün mayalanıyoruz...

EbRuAsya//

Yorumlar 0
Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Giriş Yapınız